Havva, ‘Yer Gök Aşk’ta ölmeden ‘Lale Devri’nde gömüldü!

Darda kalınca, senaryo tıkanınca filan, bu iki dizinin birbirini desteklediğini biliyoruz.


Aynı yapım şirketinin aynı kanalda yıllardır gösterilen, zamanında birbirlerinden karakter alışverişi yapmış olan Yer Gök Aşk ve Lale Devri’nin birbirleriyle ahbaplığı seyirci tarafından da kabul görüyor.

Lale Devri’nin senaryosu, baş kadın karakteri Lale’yi trafik kazasında biraz da bu karakteri canlandıran oyuncunun yeteneksizliği ve seyirci tarafından kabul görmemesi yüzünden öldürünce, dizideki boşluğu doldurması için Yer Gök Aşk’ın sevilen karakteri Toprak, Lale Devri’ne transfer olmuş ve dizinin reytinglerini hayli etkilemişti.


Buraya kadar bir sorun yok!


Ama geçen haftasonu tuhaf bir karışıklık yaşandı.

Yer Gök Aşk’ın kadın kahramanı Havva, bebeğini doğurmuş ve hapishaneye geri dönmüştü son bölümde. Seyirci o bölümde Havva’yı bebeğine sarılmış uyurken bırakmıştı.


Oysa aynı hafta cumartesi günü yayınlanan Lale Devri’nde, Toprak’ı Yer Gök Aşk dizisinden teyzesi aradı gözyaşları içinde ve Havva’nın öldüğünü söyledi.


Toprak da, bebeğini ve Ahmet’i aldığı gibi Ürgüp’e Havva’nın cenazesine koştu.

Seyirci Havva’nın pazartesi akşamı yayınlanacak bölümde öleceğini, cumartesi akşamından öğrenmiş oldu böylece.


Ve pazartesi akşamı Havva, Yer Gök Aşk’ta bir daha öldü. Mezar taşındaki ölüm tarihi de 05.11.2012’ydi. Oysa Lale Devri’ndeki cenaze merasimi 3 kasımda yapılmıştı. Yani Havva, ölmeden iki gün önce gömüldü Lale Devri’nde.


Bu bir inovasyon da biz mi anlamadık acaba?


Yoksa bir planlama hatası mı sadece?


Aynı yapım şirketinin prodüksiyonları olmasına rağmen bölümlerin yayın tarihleri mi karıştırıldı?


Ben hiçbir açıklama bulamadım doğrusu.


Bizim diziler mantığı, fikri takibi filan unuttu iyiden iyiye.


Seyirciye de aldıran yok zaten.


Gerçi seyirci de onlara aldırmıyor ya artık, o yüzden reyting cenderesine sıkışıp kaldılar işte. Reklamveren, reklamları kıstı, kanallar da bütçeleri sıkıp suyunu çıkarıyor gittikçe.


Ama böylesiyle de ilk defa karşılaştık.

Fox Tv’de kimse yok mu, bu dizileri yayınlanmadan önce seyreden, “Ne oluyor yavu, Yer Gök Aşk’ın seyircisi Havva’yı sağ salim bırakmıştı geçen bölümde, Lale Devri’nde birdenbire gömüverdiniz garibanı” diyen yok mu?


Zavallı Havva, sağlığında da pek şanssızdı zaten, ölümünde, ölüm sonrasında da aynı kadersizliği devam etti; kızcağızın ölümüne, ağız tadıyla bir üzülemedi seyircisi, Lale Devri boşboğazlık etti, vakitsiz duyurdu haberi, eh komşu dizinin seyircisi de ne kadar kederlenilir o diziye ait olmayan bir kahramanın ölümüne!

***


Ne Orman Bakanlığı’nın açıklamasını anladım ne de Ali Ağaoğlu’nunkini!


Durduk yerde bir muamma daha çıktı karşımıza, sanki çok hasretmişiz gibi.


Önce, 320 bin tane ağaç kesilecek Maslak 1453 projesi için dediler. Yeşilist ekibi bir bildiri yayınladı, imza kampanyası açtı. Biraz tuhaf görünüyordu doğrusu; inşaat alanı 320 bin metrekare deniyordu, kesilen ağaç sayısı da 320 bindi. Her metrekareye bir ağaç düşecek kadar balta girmemiş bir ormanımız vardı da yanı başımızda, biz mi gidip kaybolmasını bilmiyorduk içinde, demedik, bastık imzayı.


Ama hemen ardından Ali Ağaoğlu’ndan bir açıklama geldi, “Yok, tek bir ağaç bile kesmedik” dedi.


Ve Yeşilist ekibi, “Biz yanılmışız, anlayıp dinlemeden, konuşmuşuz, imza kampanyası açmışız” demeden, Ali Ağaoğlu’nun açıklamasına teşekkür ederek yeni bir açıklama yayınladı: “Sürdürülebilir olan; bir şehrin kültürünü, yapısını, doğasını bozmadan o şehrin insanları için yaşam alanları oluşturmaktır. Ancak günümüz İstanbul’u her geçen gün yeşili daha da yok eden bir biçimde büyümekte ve kendine özgü kültüründen uzaklaşmaktadır. Maslak 1453 projesinin gerektirdiği altyapı, enerji ve ulaşım ihtiyacı ister istemez yanıbaşındaki ormanın yapısını değiştirecek ve biz İstanbulluların yeşil alanları azalacaktır,” gibi ortada kuyu var yandan geç tarzı bir yaklaşım içine girerek, şahsımda bir hayal kırıklığı yarattı.


Maslak 1453 projesi bana göre tam bir kâbus; değil Fatih Ormanı’nın yanı başında bitmesini, hiçbir yerde karşıma çıkmasını istemem. Ayrıca bu proje Fatih Ormanı’na ne kadar yakın, bunu da kimse belirtmiyor nedense. Yeşilist’in ima ettiği gibi, ormanın hemen dibinde bitecekse şayet bu inşaat, hiç ağaç kesilmese de, ister istemez ormanın yapısını etkileyecektir.


Ama fakat lakin, tam bitti bu iş derken, Orman Bakanlığı’ndan bir açıklama geldi: “Fatih Ormanları’nı kullanım hakkı Maslak 1453 projesine verilmemiştir” kabilinden...


Pazar günkü gazetelerde de Ali Ağaoğlu’nun bu konudaki açıklaması yayımlandı. Ağaoğlu, bakanlığın açıklamasının gerçeği yansıtmadığını belirtiyor: “Ancak bakanlığın proje ile ilgili olmayıp, Fatih Ormanları kapsamında tahsisli herhangi bir yer bulunmadığı yönündeki açıklaması gerçeği yansıtmadığı gibi hangi maksatla beyan edildiği de anlaşılamamıştır. (...) Yine bakanlık açıklamasında projemizin kuzeyden Fatih Ormanları’nın bir parçası olan Park Orman’a komşu olmadığı beyanları gerçeği yansıtmamaktadır,” diyen Ali Ağaoğlu’nun ne demek istediğini anlayan varsa, Telesiyej’e yazsın, memnuniyetle yayımlarım.


Orman Bakanlığı bu açıklamayı neden yapma gereği duydu peki?


Reklam filminde, ormanın yanı başında gibi gösterilen Maslak 1453 için, bizden uzakta, artık her nereye yakınsa mı demek isteniyordu bu açıklamada?


Peki, orman kullanım hakkı ne demek? Her vatandaş, zaten canı istediği zaman (atla dolaşamaz belki ama) gidip ormanda yürüyüş yapamaz mı?


Ali Ağaoğlu, “Tahsisli herhangi bir yer bulunmadığı yönündeki açıklama gerçeği yansıtmıyor” dediğine göre, Fatih Ormanı’nın bir bölümü, Maslak 1453’e mi tahsis edildi, yani kiralandı? Kiralanan yerde ne yapılacaklar o zaman? Halkın ormanlarını ticari amaçla inşaat şirketlerine kiralamak yasal mıdır ayrıca?


Ah Ali Bey Ah! O reklam filmini hiç yapmayacak, halkın ormanlarında at üstünde naralar atmayacaktınız. (Öykündüğünüz Sakıp Bey, böyle hususlarda çok hassastı mesela.)


Hiç mi bir iletişim danışmanınız filan yok; size, “durduk yerde ata binip ya
nasip demeyin, infial yaratmayın Ali Bey” diyecek?

telesiyej@gmail.com