Kısa ve öz

Bu ülke kurulurken genetik kodları ile oynandığı için olsa gerek, burada zaman bile tersine işliyor.

 

Ülke insanının akıl ve gönül sağlığı sürekli risk altında.

 

‘Bize yapılmadığı sürece her şeyi normal görme hali’ ,sürekli olarak ülkenin bir bölümünün teyakkuz ve kendini tehdit altında görmesine, paranoyayı normalleştirmesine sebep oluyor.

Son şike hadisesi de, binlerce örnekten sadece bir tanesi.

 

Herkes kirliliğin farkında…

 

Şike yok diyen de yok zaten. Savunmanın ana fikri ‘başkaları da yaptı’ …

 

TBMM’nin bu yıl ittifak ettiği tek konu vardı: ŞİKE

 

Yeni anayasa yapımı sözüne istinaden verdiğimiz oylar bile çöp oldu çoktan…

 

Değiştirilen onca kanun maddesine rağmen, yine de suç sabit görülüp, şike bizzat mahkeme

tarafından tescil edildiğinde, yüzü kızarması gerekenlerin yüzüne bakma gereği duymadık. Çünkü hepsi bildiğimiz ve tanıdığımız insanlardı…

 

Türkiye, tescilli hırsızlığın zafer şarkıları eşliğinde kutlandığı bir ülke algısıyla imajını da yerle bir etti.

 

UEFA’nın doğru düzgün aday ülke olmamasına rağmen, 2020 Avrupa şampiyonasını Türkiye’ye vermek istememesi bu işin daha ilk meyvesi.

 

Gerisi gelecektir...

 


Beşiktaş nereye gidiyor…

 

Siyasi jargonla söylersek eski yönetimden kalan enkaz o kadar büyük ki, yeni yönetim enkaz kaldırma çalışmaları yaparken kendisi de enkazın altında mahsur kaldı.

 

İşin kötü tarafı, ne enkazı kaldıracak, ne de enkazdan kurtulacak teçhizat ve donanımdan yoksun olunması.

 

Her şey kabulüm de; Üç kupalı bir takıma sponsor bulunamamasını, Bjk. Başkanının Çağlayan’da şikecilerle hemhal olmasını, rakipsiz bir ortamda radikal değişim ve dönüşümleri neden başlatamadığını kendime ve başkalarına izah edemiyorum.

 

Şu ana kadar hayata geçirilebilen tek proje olan ‘FEDA’ projesi de taraftarın çabasıyla ortaya çıktı. Basketbol takımı dağıldı. Camia dağıldı,’ birleşme ve barış’ sözlerin çok ötesine geçemedi.

 

Yine siyaset diliyle söylersek , yönetimin ilk 100 günlük icraatını alt alta toplayıp çıkarttığımızda, elde kalanın sadece küsüratlar olduğunu görmek, sadece canımızı sıkmakla kalmıyor, acıtıyor aynı zamanda.

 


Kupa Ttabzon'un


Geçen yıl hırsla ve hırsızlıkla çalınan kupa ne zaman ve nasıl bir kararla gerçek sahibine teslim edilir, ya da teslim edilir mi bilinmez.


Fakat şu bir gerçek ki, geçen yılın gerçek şampiyonu Trabzonspor’dur. Düzenbazların kendi aralarında kurdukları düzenle oluşturulan kurulların aldıkları yanlı ve yanlış kararlar gerçeği örtmeye yetmez.


Başta GS olmak üzere temiz ve temizlig isteyen herkes , önce kendi kapısının önünü süpürmekle işe koyularak bu kirli düzenin yıkılmasına ve arzu edilen gerçek temizliğe destek vermelidir.

nurullahozturk57@gmail.com
Twitter:nurullah_ozturk