Amerika’yı keşfetmeyi sizden öğrenecek değiliz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün Ankara’da bir konuşma yaptı. Son günlerde gerek iç gerekse dış basında “Amerika kıtasını ilk Müslümanlar keşfetti” iddiasına verilen yanıtlar hakkında serzenişte bulundu.

 

Şöyle ki:

 

Cumartesi günü Latin Amerika Ülkeleri Dinî Liderler Zirvesi’ne katıldık. Oradaki konuşmamda bir şey söyledim. Amerika kıtasına Kolomb’dan önce Müslümanlar’ın ulaştığını söyledik. Bu yeni değil Fuat Sezgin’in eserlerinde de yer alır. Bana ait olan bir iddia değil. Daha önce dinlerdim, bu defa kaynağını da öğreniyorum. Türkiye’de ve dünyada çok sayıda ilim adamı bunu iddia ediyor. Çünkü bunlar bir Müslüman’ın bunu yapabileceğine hiçbir zaman inanmadılar. Bunlar ecdadının karadan gemileri yürüterek Haliç’e indirdiğine de inanmayanlardır. Bu özgüven eksikliğidir. Onun için taş üstüne taş koyamadılar. Biz ezber bozmaya devam edeceğiz. Yeter ki biz ezberlere karşı cesur olalım. Bize öğretilmiş olan ezberleri hurafeleri sorgulama cesareti gösterelim.

 

Vallahi dayanamayacağım, yekten söyleyeyim.

 

Erdoğan’ın yaptığı her saçma sapan konuşmadan, devlet eliyle gerçekleştirdiği her zulümden, vatandaşın maruz kaldığı her hukuksuzluktan sonra tepki gösteren kesimlerin “din düşmanı münafık” ilan edilmesinden gına geldi artık.

 

Kendini İslam ile özdeşleştirmesinden, memleketteki tüm camileri babasının malı gibi tarif etmesinden, tüm dünya Müslümanlarının hamisi edasına bürünmesinden, bu tavırlarla etrafına ördüğü sanal koruma alanına yaklaşanları mel’un diye yaftalamasından içim bayıldı.

 

Küba’ya cami yapılması, Küba halkının bir ihtiyacı ise kim niye karşı çıksın arkadaş?

 

Bunun gerekçesi olarak tüm dünyanın bir tarafıyla güleceği, bilimsel olarak ispatlanmamış, kahve muhabbeti düzeyinde argümanlar ortaya koyarak ecdadımızın hatırasına asıl saygısızlık eden kendisidir bence.

 

Söylediği her sözün tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını bağladığını, insanlık âlemi içinde küçük düştüğümüzü, itibarımızı kaybettiğimizi unutmamalıdır.

 

Bizim millet olarak özgüvenimizi eksilten şey “ezik” doğmuş olmamız değil, Erdoğan’ın ruh hâline göre her aklına geleni söyleyivermesi olabilir.

 

Bir Müslüman’ın yapabileceklerini küçümsemek” ile suçlandığımız bu süreçte esas “bir Müslüman’ın yapmaması gerekenler”in konuşulmasına mani olacak anlamsız suni gündemlerin oluşturulduğuna şahit oluyoruz.

 

Türkiye, Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün 2013 yılı yolsuzluk raporuna göre 177 ülke arasında 53. sırada.

 

Yani bu ülkede devlet eliyle yapılan hırsızlık, uğursuzluk, yolsuzluk var.

 

Türkiye, iş cinayetleri sıralamasında Dünya’da 3., Avrupa’da 1. sırada.

 

Yani bu ülkede yoksulun, garibanın canına “para” için kastedenler ve onları teşvik eden bir devlet var.

 

Türkiye çocuk gelinler sıralamasında Avrupa’da 1. sırada.

 

Yani bu ülkede sapkınlık, ahlaksızlık, tecavüzcülük var.

 

Türkiye kadına şiddet konusunda Avrupa’da 1. sırada.

 

Yani bu ülkede barbarlık, kabalık, öküzlük var.

 

Türkiye Müslüman ülkeler içinde en az Hıristiyan’ın yaşadığı ülkeler arasında. Üstelik yüzyıl önce nüfusun beşte ikisi Hıristiyanken.

 

Yani bu ülkede hâlâ dincilik, mezhepçilik, ırkçılık, ayrımcılık var.

 

Bu listeyi uzatmak mümkün de yerim bitti.

 

Ezcümle diyeceğim odur ki; dünyadaki liderlere kıyasla en büyük saraya sahip olmak, en lüks makam uçağına binmek, en çok AVM’ye sahip olmak, en çok gökdelen dikmek ile övüneceğinize medeni memleketler içerisinde utançtan yüzümüzün kızaracağı bu tabloyu alın gündeminize.

 

Bunu hatırlatanları kâfir ilan edip duracağınıza 301 işçinin katledildiği yere ziyarete gidip markette adam dövmeyi, sağ kalan işçiye yerde tekme atmayı kesin.

 

Köylülerin 6000 zeytin ağacını kesmeyi marifet diye pazarlamaktan vazgeçin.

 

İşte o vakit bizler ecdadımızı da, tarihimizi de, medeniyetimizi de gururla anlatabilme kabiliyetine sahip oluruz.

 

Hani derler ya “dinime küfreden Müslüman olsa”.

 

Bizimkisi o hesap...

 

[email protected]

Twitter:@haykobagdat