Osmanlı Devleti’ne hizmet eden Ermeniler

23 Nisan 2012 Pazartesi 00:00 |

HRANT TOPAKİAN * / Sadece Osmanlı Hariciyesi’nde 103 Osmanlı Ermenisi, 67 Rum ve 35 Musevi vardı

Osmanlı Devleti’ne hizmet eden Ermeniler Çok uluslu ve çok kültürlü imparatorluk yapısı nedeniyle Osmanlı İmparatorluğu devlet yönetimi sevk ve idaresinde her türlü etnik ve kültürel mensubiyet unsurlarından azami derecede istifade etme ve onları yönetimde değerlendirme stratejisi gütmüştür. Bu meyanda özellikle yükseliş ve gelişme döneminden itibaren Osmanlı Devlet yönetiminde yüzlerce azınlık mensubu kendisine yer edinmiş ve sadakatle devletine hizmet etmiştir. Örnek vermek gerekirse sadece Osmanlı Hariciyesi’nde 103 Osmanlı Ermenisi, 67 Rum, 35 Musevi, 10 Levanten vardı ve Avrupa ülkelerinden de gelen birçok tercümanın da aralarında bulunduğu bu kişiler Osmanlı’ya sadakatle hizmet etmişlerdi. Burada sadece Hariciye de (Dışişleri’nde) çalışanların sayılarını belirttim ki adları da bende mevcuttur. Ayrıca, araştırma yaparken rastlamış olduğum derleme bir kitabı dikkatinize getirmek üzere yazıyorum size: “The First Ottoman Experiment in Democracy” (Ergon-Verlag: Wurzburg, 2010). Söz konusu kitapta, özellikle de Elke Hartmann tarafından kaleme alınmış olan 1877 Osmanlı Meclis-i Mebusan’da mevcut bulunan Ermenilerin sayısına ve bunların önde gelenlerin kısa bir biyografisine ışık tutmaktadır. (Bu kişilerin her biri yaşamları boyunca pek çok farklı görevde bulunmuşlardır). Hiç şüphesiz, Hartmann’ın makalesinde mevcut bulunan bu bilgiler son derece büyük önem taşımaktadır. Bunu söylemişken, belirtmeliyim ki, Hartmann soykırım tezinin kuvvetli bir destekçisidir.

Hrant Dink eğer yüzyıl önce suikasta uğramış olsaydı, sanıyorum Osmanlı Devleti’ne hizmet eden üstteki “Paşalar” katillerin arkasındaki güçleri en kısa sürede bulurlardı. Hatta, mesela TİB (İletişim Başkanlığı)”dan cinayet saatinde ve cinayet mahallindeki telefon kayıtlarını da en kısa süre içerisinde elde ederlerdi. Sanki Fellini’nin trajikomik üçüncü sınıf sinema filmini izliyorum. Daha önce de bildiğiniz üzere, Dink’in öldürmeden önce en son çıktığı yeri gösteren Akbank’ın kamera kayıtlarının da bir kısmı silinmiş veya bulunamamıştır, hatta cinayet saatinde o civarda dolaşan ve telefonla birileriyle konuşan şüpheliler bile görüntülememişlerdir. Çok üzgünüm, sırf etnik kimliğim yüzünden, demek ki bir gün beni de birileri gelip vursa eşim benden sonra bu kadar uzun sure çile çekecektir. Fakat benim hâlâ inancım o ki başbakanımız, bu tip acı olayların bir daha tekrarlanmaması için olayların üzerine gidecektir.

Bu aralar birçok kişi tarafından yazılıp çizilmekte olan ve 11 Kasım 1942’de TBMM’de kabul edilen Varlık Vergisi Kanunu da, bazılarının açıklamalarıyla karşı çıktıkları gibi değildir. 1943 yılında Erzurum’un Aşkale İlçesi’ne sürgüne gönderilen ve bu vergiden etkilenenlerin % 87’si Ermeniler, % 7’si Müslümanlar ve % 6’sı diğer etnik gruplardı. Dolayısıyla, özellikle bazı kesimlerce TV’lerde savunulan “Efendim Varlık Vergisi sadece gayrımüslimlere uygulanmadı ki, herkese eşit uygulandı” gibi gerçek dışı laflara da artık bir son verilse, inanın en çok ben mutlu olacağım. Çünkü Varlık Vergisi yüzünden ailem Türkiye’den ağlayarak ve ceplerinde sadece 50 dolar ile göç etmişlerdir. Ve bu insanlar, bir gün dahi Türkiye’ye karşı en ufak rencide edici bir söz dahi kullanmamışlar ve kullandırtmamışlardır. Düşünebiliyor musunuz, bu insanların sürüneceklerini bile bile neden yola çıktıklarını? 5-6 kişilik bir aile, aralarında da bir verem hastası olmak üzere yabancı bir ülkeye ceplerinde sadece 50 dolar ile neden gider? Gittikleri ülkenin Arapça dilini dahi konuşamamaktadırlar, gittikleri ülkede asla ve asla tanıdıkları ve akrabaları yoktur ve bu insanlar kalkıp Gedikpaşa’dan Lübnan’a göç ediyorlar. Bendeniz ise, o dönemde aileme ve diğer azınlıklara yapılan, Varlık Vergisi’nin gaddarca uygulamaları için hâlâ birilerinden özür bekliyorum... Başta CHP’den... Devletim gönlümüzü alsın istiyorum... Ve artık üzülmek istemiyorum... Aynı özrü Kürtler ve Trakya’dan zorla sürülen Museviler de beklemektedirler ve haklarıdır.

Ben onların Lübnan’da doğmuş olan torunlarındanım ve yıllar sonra anavatanıma kesin dönüş yapıp, burada evlenip ve atalarımın TC vatandaşlığını geri almış bulunmaktayım. Bana göre, tarihte tatsızca yaşanmış olan bazı hassas ve üzücü olaylar karşılıklı iyiniyetle, samimiyetle, hatalarla yüzleşerek ve diyalogla çözülecektir.


hrant.topakian@gmail.com

Taraf
İnternet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Taraf Gazetecilik Sanayi ve Ticaret A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.

Haberin puanı

0/10

Habere puan ver