Ortadoğu ve Türkiye barışı

23 Ağustos 2012 Perşembe 00:00 |

MAKSUT KONYAR * / Mazlum Kürt halkının tüm hak edinme talepleri meşru ve insanidir

Ortadoğu ve Türkiye barışı Ortadoğu coğrafyası ve ülkemizin sıkıntılarının altında yatan sebepler ne olabilir? Dünyadaki tüm sancılı çalkantıların içsavaşların temel sebebi öncelikle bariz yapılan hak gaspından, haksızlıktan kaynaklıdır. Aksi eşyanın tabiatına aykırıdır. Sıkıntıların başlıca iki temel sebebi vardır. Dünyada huzursuzlukların birinci esas nedeni; İnsanların insan olmaktan kaynaklı temel haklarının ve değerlerinin baskılanması veya yok sayılmasıdır. İkincisi ise sınıfsal kavgalar, gelir dağılımın adaletsizliği, anti demokratik uygulamalardan, evrensel hukukun olmamasından kaynaklı haksızlıklardır.

Bu iki esas üzerinde, Ortadoğu coğrafyası ve Türkiye incelendiğinde; barış ve istikrar ancak tüm bu bölge topraklarında yaşayan halkların, kavimlerin, mezheplerin tüm farklılıkların kendilerini yönetimsel manada demokratik temelde ifade etmesi ile mümkündür.

Herkesin kendi farklılıklarını özgürce ifade etmesi, aynı zamanda iradesini yönetime yansıtması, kendi kendisini yönetme imkânının bulunması, “gerçek demokrasi ile evrensel hukukun” her alana hâkim olması, gelir dağılımının hakça adil paylaşımının sağlanması, kamu harcamalarının şeffaf denetlenebilir ve halka açık hale getirilmesi ile insanlar huzur ve barışa kavuşur. Gerisi lafı güzaftır.

Örneğin; Türkiye’de etnik olarak önemli bir kalabalık nüfusa sahip olan Kürt halkı, Cumhuriyet tarihi ile beraber huzur ve barışa kavuşamadı. Hiçbir zaman meşru hak talepleri devlet tarafından kabul görülmedi. Bilakis hep baskılandı, yok sayıldı, insan olmaktan kaynaklı en temel haklarına varıncaya kadar yasaklandı. Bu sebepten dolayı 30 yıllık bir iç savaş yaşandı, on binlerce insanımız öldü ve halen ölmeye devam ediyor. Yaşananlar insanlarda toplumsal travma yaratmış durumdadır. Yüz milyarca liralık ekonomik kaynağımız heba oldu ve olmaya da devam ediyor.

Ortadoğu’da ise Filistinlilerin bağımsız bir devlet meselesi ve Arap ülkelerinde İslam coğrafyasındaki, mezhep, inanç farlılıkları aynı şekilde bölgenin istikrarsızlığının nedeni ve çatışmaların da doğrudan sebeplerindendir.

Ortadoğu coğrafyası Mezopotamya bölgesinde yaşayan en kadim halklarından olan Mazlum Kürt halkının bu coğrafyalarda yaşayan tüm diğer halklar gibi, insan olmaktan kaynaklı tüm haklarını kullanma talepleri meşru ve insanidir. Bu sorunun çözüm metodu yaşadıkları ülkelerde gasp edilmiş hakların acilen iade edilmesi, tamamen eşitlikçi temelde yasal ve anayasal statülerinin sağlanması, sağlanmasıdır. İkinci olarak bulundukları bölgelerde kendi kendilerini özerk, otonom, federasyon veya bağımsız olarak yönetmeleri de siyasi birer çözüm önerisidir.

Bu her iki alternatif Kürt sorununun çözümü, huzur ve barışın sağlanması Türkiye’nin çıkarınadır. Ermeni, Fars, Azeri, Arap, Yunan ile olan komşuluk ilişkisi kadar pek âlâ Kürtlerle komşuluk yapılabilir. Zaten Kürtlerle fiili komşuluğu mevcut veya beraber yaşamaya, kader birliğine razı iken bundan Türkiye için ne beis veya sakınca çıkabilir?

Kürtlerin Suriye veya yaşadıkları diğer yerlerde kendi kendilerini yönetme hak taleplerine karşı Türkiye’nin düşmanlık beslemesi bu mazlum halka diş bilemesi kesinlikle gayri insani ve yanlıştır. Her halk gibi meşru hak talepleri hiçbir zaman bölücülükle yaftalanmaz.

Dolayısıyla halkların temelde birbirleri ile hiçbir sorunu yoktur. Türkiye, topyekûn halkı düşman gören eski yanlış devlet paradigmasını değiştirmelidir. Başka halkları potansiyel düşman gören sakat zihniyetin terk edilmesi şarttır. Barış ve dostluk temelinde sosyal, kültürel, ticari, ekonomik ilişki geliştirmek herkesin ortak paydası ve yararınadır.

maksutkonyar@gmail.com

Taraf
İnternet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Taraf Gazetecilik Sanayi ve Ticaret A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.

Haberin puanı

2/10

Habere puan ver