Newroz Bayramı ve sakat devlet zihniyeti

22 Mart 2012 Perşembe 00:00 |

MAKSUT KONYAR * / İçişleri Bakanlığı’nın asayişi sağlama mantığı, halen o eski statükocu devlet çizgisindedir

Newroz Bayramı ve sakat devlet zihniyeti Cumhuriyet tarihinde eşi benzeri olmayan işlerin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan şahsında AK Parti döneminde yapıldığı bu ülkede yaşayanların ezici çoğunluğunun asgari ortak kabulüdür. Devlet sistemini şeffaflaştırması ile askeri vesayetin gerilendiği, demokrasi alanında nispeten olumlu adımların atıldığı, öncelikle ülke ekonomisinin makro değerler alanında ciddi ivme kazandığı herkes tarafından bilinen gerçeklerdir. Bu başarıların sağlık, ulaşım, eğitim, istihdam, alt yapıda kısaca hayatın her alanında ülke insanlarına pozitif yansımalarının sirayet ettiği ki yapılan bu güzel işler halk tarafından takdir ediliyor.

AK Parti daha çok değişim, özgürlük ve demokrasi ile evrensel hukuk ideası ve vaadi ile üçüncü dönemdir tek başına iktidardır. AK Parti’nin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ustalık döneminde daha çok demokrasi ve özgürlük alanını genişletmesi ile evrensel hukuka bağlı barışçıl yolla sorunları çözme beklentisi yüksekti.

Ancak tüm yapılan saydığım iyi işlerin tamamının mevcut İçişleri Bakanı tarafından çok rahat tarumar edildiğini söyleyebilirim. Bu anlamsız yasakların hiç gereği yokken, bunların kimseye fayda sağlamayacağı şimdiye kadar acı tecrübelerle ortadayken ülkeyi bu denli kutuplaştırma kime ne fayda sağlar? Ülkeye ve AK Parti’ye dolayısıyla Başbakan Tayyip Erdoğan bu denli bariz ağır zarar vermenin ne anlamı vardı?

İçişleri Bakanlığı’nın asayişi sağlama mantığı yanlış, halen o eski çağdışı, değişmemiş statükocu hukuktan yoksun devlet mantığı noktasındadır. Tüm farklı etnik kökenlere karşı ön yargılıdır. Akademiye, bilimselliğe, fikre, sanata, resme, düşünceye karşı düşmanca bir tutum içerisinde olduğunu �dete gizleme gereği bile duyulmuyor. Farklı kültürlere karşı inanılmaz hazımsızdır. Sıradan basit ajitasyonlarla devletin kolluk gücünü kullanarak baskıcı, zorbaca bir tutumla memlekete huzur getireceğini sanmak esası büyük bir yanılgıdır.

İdris Naim Şahin ve Valiliklerin bu anlamsız yasağının izahı neyin nesiydi?

Normal bir demokraside İçişleri Bakanlığı koltuğuna geçen halkın seçilmişi meselelere uzlaşmacı bir bakışla barış ve huzuru tesis edecek bir perspektifle bakar. Evrensel bir hukuk nosyonu olur. Yıllarca aynı devlet mantığı 1 Mayısları, Newrozları kutlamayı yasakladı, bu yasakçı mantık kime ne fayda verdi? Halklar günlerdir, haftalardır karnaval coşkusu ile Newroz Bayramlarını kutluyorlar. Bu anlamsız yasaklar neyin nesi? Başka kültürlere karşı bu hoşgörüsüzlük topluma veya devlete, ne fayda sağlar?

Memleketin huzur ve güvenliğinden sorumlu olan, her konuşması ve uygulaması bir facia ile sonuçlanacak nitelikte olmamalıdır.

İçişleri Bakanı ve polisiye tedbirleri ile 18 Mart 2012 tarihinde beri yapılana bakılırsa ve tüm Kürt bölgesinde yaygın olarak adeta bir terör esti, küçücük çocuklara, ailelere, kadınlara, yaşlılara karşı orantısız bu kadar gaz bombası, plastik mermi ile birçok yerde gerçek mermiler bile kullanıldı. Bu savaş provalarının pervasızlığının sebebini asayişten sorumlu yetkili birinin izah etmesi lazımdır. Bu neyin provasıydı? Polisin havada helikopterle Diyarbakır’da insanların üzerine gaz bombası yağdırmasının izahı nedir?

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin çıkıp bir izah etsin. Uludere Roboski’de yapılan katliamın failleri henüz bulunmamış, yargılanmamış, bölge bu denli adalet ve huzura barışa aç muhtaç iken, bu denli ileri gidilip yerleşim birimlerinde şehrin göbeğinde tekrar insanların üstünde gaz bombalarını havada yağdırmanın izahı nedir?

Emniyet bu yapılanlara çoluk çocuğa, yaşlı kadınlara yönelik yapılanın izahını bir yapsın Allah’a hak reva mıdır? Tüm Kürt halkına karşı bu polis kulluk güçleri ile yapılan pervasızlığın izahını anlatsın bir bakalım, döksün içindekini, bizde mantığını anlayalım.

Ayrımcı bir mantıkla huzur ve barış sağlanmaz. Ayrımcılığın ve kavmiyetçiliğin Allah ve Resulü tarafından lanetlendiğini, ırkçılık ve kavmiyetçiliğin İslam’da yeri olmadığını henüz layıkıyla kavranamamışsa, söylenecek söz yok. Bunu anlamayanlarda ise memlekete huzuru sağlayacak beceri, feraset ve liyakat bulunamaz.

Üstad Bediüzzaman Said-i Kurdi (rh.a.)’den aktarayım “Zalimler için yaşasın cehennem!” sözü, herkese yönelebilir. Çünkü Said-i Kurdi o sözü başka bir rejimi için değil, Kürtçe’ye hayat hakkı bile tanımayan Türkiye rejimi için söylemiştir. O sözün sahibi Said-i Kurdi belli olduğu gibi, sözün muhatabının kimler olduğu da bellidir. Dış politikaya alet etmeye gerek yok; zira Üstad’a ait olan o söz “meclisten içeridedir”.

Bu sakat anlayışla mı bu ülkeye asayiş gelecek diye bu ülke tekrardan 2000 yıllarında ki gerilim çatışma ortamına gerimi dönüldü diye AK Parti Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a sorma gereği doğuyor.

Merkez basının körlüğü, sağırlığı 1. derecede haber değeri yokmuş gibi aymazlığı ve tek yönlü tarafgir haber servisi sadece delirmiş bir toplumun araç ve durakları tahrip ediyormuştan ibaret haber etmeleri ayrı bir utanç ve ayıptı, elbette ayrıca bir yazı konusudur. Utanç verici, rezil bir basınımız mevcut, yine “Taraf Gazetesi” ve “vicdan sahibi köşe yazarlarını” tenzih etmek istiyorum.

Ancak tüm o anlamsız İdris Naim Şahin yasaklarına, polisin onca zulmüne rağmen halkın yüz binlercesinin, o coşkulu halk yığınlarının Diyarbakır alanında başka yerleşim merkezlerinde Newroz’u o kadar bedelle kutlaması takdire şayan erdemli bir tavırdı. Cêjna weya Nêwrozi pîroz be... Newroz Bayramınız kutlu olsun.

maksutkonyar@gmail.com

Taraf
İnternet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Taraf Gazetecilik Sanayi ve Ticaret A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.

Haberin puanı

2/10

Habere puan ver